3 Temmuz 2014 Perşembe

Hindistan kökenli evcil bir sığır türü ...

Zebu,
Hindistan kökenli evcil bir sığır türü.
Hörgüçlü bir sığır türü.
Zebu, (Latince zebu).

Bos indicus sığırı.
Bilimsel adı, Bos primigenius indicus .

Zebu, Hindistan'ın yanısıra Asya'ya ve Tropikal Afrika ile Madagaskar'a özgüdür. Boynuzlugiller familyasından, memeli bir hayvandır. Öküz gibi evcil ve geviş getiren, iyi bir yük hayvanı olup sürüler halinde yaşamayı seven, sığır büyüklüğünde, uysal ve dayanıklıdır. 
Omuz üstü belirgin hörgücü ve büyük gerdanı ve güçlü kas yapısına sahiptir. Sarkık kulaklı, omuz ve boyunları üstünde bir hörgüçleri olan bu hayvanların beyaz, kahverengi, siyah ve gri renkleri vardır. Zebu, Gir, Guserat, Kangaham, Kankrej, Kenana, Boran, Kırmızı Sindhi, Baggara, Brahman, Butana, Nelore Sığırı, Ongole, Sahiwal  gibi adlarla bilinen ırkı vardır. Aver öküzü atası sayılır.

2 Temmuz 2014 Çarşamba

Afrika'nın güney ucundaki burnun adı ...

Ümit Burnu,
Afrika'nın güney ucundaki burnun adı .
Güney Afrika, Cape Yarımadası'nın güneyindeki uç noktası Ümit Burnudur.
Cape of Good Hope,  
Kaap die Goeie Hoop, 
Kaap de Goede Hoop, 
Cabo da Boa Esperança

Denizden 245 m. yükseklikte olup batısında False koyu vardır.  Afrika'nın en güneydeki noktası olduğu bilinir. Afrika kıtasının güney uç noktası 160 km daha güneydoğuda,   Agulhas Burnu'dur.  
Portekizli Kaşif Bartolomeu Dias tarafından 1488 yılında keşfedilen Ümit burnuna önce Fırtınalar Burnu adını verdi. Tarihçilere göre fırtınalar burnu adının gemicilerin moralini bozabileceği için değiştirildiğidir. Bazı tarihçilere göre de Portekiz Kralı II. Joao tarafından Ümit burnu olarak değiştirildiği şeklinde anlatılmıştır.Ümit burnunun bir tarafında Atlantik okyanusu diğer tarafında Hint okyanusu vardır.

1 Temmuz 2014 Salı

Padişahların vezirlerine seslenirken kullandıkları sözcük ...

Lala,
Padişahların vezirlerine seslenirken kullandıkları bir söz.
Padişahların vezirlerine seslenişte kullandıkları deyim.

Lala, Farsça bir kelimedir. Kul, köle, hizmetkar anlamındadır.
Padişahların sadrazamlara hitap ederken kullandıkları sandır. Padişah ise Osmanlı Devleti'nde devlet başkanına verilen unvan, hükümdar, sultan demektir.



Lala kelimesinin diğer anlamları şu şekildedir;
Çocuğun bakım, eğitim ve öğretimiyle görevli kimse.
Saraya alınan acemilerin terbiyesine memur edilenler.
Halk arasında Osmanlı döneminde konak ve evlerde çocukların yetiştiren görevlilerdir.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde sadrazamlar için Atabek anlamında lala tabiri kullanılmıştır.
Şehzadelerin özel eğitmenleri.
Aptal. 
Köle,

29 Haziran 2014 Pazar

Peygamber çiçeği olarak da bilinen, papatyagiller familyasından bitkinin adı. ..

Gökbaş,

Gök baş,
Mavi Kantaron,
Peygamber çiçeği, 
Papatyagiller (Asteraceae) familyasındandır.

Centeurea depressa.
Yunancada delici silahlar taşıyan adam anlamına gelen centaurea kelimesinden geldiğine rivayet olunur. Esas mitolojik hikayesi farklıdır. Mitolojide Herakles, yarı insan yarı at olan vahşi Kentaurların kökünü kazır. Bu vahşet içerisinde bilge Kheiron’u da yaralar. Bilgenin yarası ancak Ceniaureae denilen bir bitkiyle iyileşir. 
Mitolojide kırların türkücüsü ozan Cyanos'a atfen ölümünden sonra unutulmasın diye de peygamber çiçeğine dönüştürülmüştür.

Anayurdu Akdeniz Havzası ile Yakındoğu bölgeleridir. Ege ve Akdeniz bölgelerinde 1000 m. yüksekliğe kadar olan yerlerde bolca yetişir. Centaura cinsi bu bitkilerin 50'den fazla türü vardır. Türkiyede doğal olarak yol kenarları ve ekin tarlalarında yetişir. Bahçelerde süs çiçeği olarak da yetiştirilir.  Yaz aylarında sürgünlerinin ucunda 5 cm. genişliğe kadar açan mavi renkli hoş görünüşlü bileşik çiçekleri vardır. 50-80 cm boylarında, ince saplı, bir yıllık, otsu bir bitkidir. Yaprakları tüylü, saplarının ucunda kömeç (başçık) oluşturan çiçekler açarlar. Peygamber çiçeği olarak da bilinen bu bitkinin kırmızı, pembe, beyaz, lavanta mavisi ve kestane renginde çiçek açarlar.  Tohumlarından üretilen zehirli olmayan bir bitkidir. Genelde süs bitkisi olarak bahçelerde ve parklarda yetiştirilir. 

Kurutulan çiçekleri ve çiçekli dalları, idrar söktürücü, göğüs yumuşatıcı, iştah açıcı, ishal kesici,  güçlendirici olarak kullanılır. Ayrıca  öksürük, bronşit ve karaciğer rahatsızlıklarına da iyi geldiği söylenir.


Resimler, değerli arkadaşım fotoğraf ustası Haşim KILIÇ tarafından Ovit'te 2200 kotlarında çekilmiştir.

27 Haziran 2014 Cuma

Güneybatı Afrika'da yaşayan ilkel bir boy ...

Hotanto,
Hottentot.
Güneybatı Afrika'da yaşayan ilkel bir boy.

Güneybatı Afrika’da Orange Irmağının kuzeyinde yaşayan ilkel bir zenci kavim. Hotanto adının Güney Afrika’ya ilk gelen Hollanda'lılar tarafından verildiği söyleniyor. Kabileler halinde yaşarlar. Saçları kıvırcık ve gürdür. Orta boyludurlar. Irk olarak diğer Afrika kabilelerine nazaran Hotantolar Afrika’daki bütün Zenciler’in teninden daha açık renklidirler. Eskiçağ Tarihi Buşmanları  olarak da bilinen aynı bölgede yaşayan Boşimanlarla yakınlıkları bulunur.  

Köken­leri bilinmeyen göçebe çobanlardır. İlkel olan bu kavim ekvator or­manının güneyinde yaşamıştır. Hotantolar avcılıkla geçinen, Kalahari çölünün Boşimanları ile benzer olup melez bir kavimdir. Hotantolar, hayvancılık yapar. Tarım olarak tütün ve kenevir yetiştirir. Kadınlar aile içinde söz sahibi olup en ağır işleri de onlar yaparlar. 

Avrupalı sömürgecilerin uzun yıllar baskı ve zulümleri altında Hotanto ırkı yok olmaya başlamıştır. Cinlere inanan ilkel dinleri de kendileri gibi yok olmuştur. Sonradan Avrupalıların baskısı ile Hıristiyan dinini kabul etmişlerdir. 

Güney Amerika, Endonezya Adaları ve Afrika çapında birçok dağınık insan arasında avcılık ve bir hayatta kalma ekonomisi bugün devam etmektedir. Hotantolar kabileler halinde yaşarlar. Her kabilenin sorumlu olan başkanları vardır. Hotantolar’ın gelenekleri değişiktir. Yaşlılar ölüme terk edilir.  Çocuk erkekse babasının, kızsa anasının adını alır. Hotantolar ile ilgili en meşhur tanımlayıcı hikaye; Güney Afrika’da yaşayan Sarah'ın İngiltere’ye götürülerek bir hilkat garibesi olarak bir gösteri yıldızı yapılmasıdır. Güney Afrika'da doğan ve daha çocukken kabilesinden, ailesinden alınarak olağan dışı bedensel özellikleri nedeniyle, sergilenmek üzere Avrupaya götürülen bir kızın hikayesidir. 

Hatta bu öykü 1815 yılında Paris'te öldükten sonra da müzelerde devam eden Hotanto yerlisi bir kadının, Saartjie Baartman'nın acıklı öyküsüdür.

Afrika'da bulunan Kabileler;
Açolı, Afarlar, Amharık, Aşantılar, Baganda, Basuto, Boşıman, Baule, Bambara, Bam leke, Beja, Berberiler, Bıno, Bubi, Conga, Dan, Dinkalar, Dogon, Fang, Falaşa, Galla, Hausa, Herero, Hosa, Hotantolar (Hottentot), Hutular, İbolar, İbibo, Kabul (Kabil), Kısı, Langı, Lubalar, Lundav, Makua, Masalar, Maşona, Malinke, Mossı, Nandi, Ndebele, Nuer, Nyoro, Owamba, Pigmeler, Pöl, Somali, Swaziler, Tuaregler, Watutsı, Yorubalar, Zulular.

Translate