13 Aralık 2014 Cumartesi

Kokulu tohumu hamur işlerinde ve rakıcılıkta kullanılan bitki. ..

Anason.
Anason, (Pimpinella anisum). 

Anis, (Anisi fructus).
Raziyane, 
Nanahan. 

Anavatanı Asya'dır. Doğu Akdenizde çok yetiştirilir. Maydanozgiller familyasından 50-60 cm boyunda, yaprakları uzun saplı, oval ya da kalp biçimindedir. Bir yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi silindir biçiminde, çok dallı ve tüylüdür. Şemsiyecikler biçiminde beyaz çiçekler açar. Küçük Armuda benzer, Anethol denilen   meyveleri vardır.     

Çok eskiden beri parfüm imalatında ve ilaç olarak tedavi amaçlı Mısır'da kullanılmıştır. Geç olgunlaşan şemsiyedeki tohumlar olgunlaşınca griden kahverengine dönünce, Temmuz ve Ağustos aylarında hasada başlanır. Anason sıcak, orta nemlilikte iklimlerde, kireçli ve zengin topraklarda yetiştirilir. Hava değişikliklerine karşı hassas bir bitki olup bol dallı, bir yıllık otsu bir bitkidir. Ülkemizde sıklıkla yetiştiriciliği yapılmaktadır. Tohumlar dövülerek ayrılır ve  ezilmeden, özel kaplarda, kuru ve serin yerlerde güneş ışığından, rutubetten uzak bir ortamda saklanmalıdır. Öğütülerek saklanırsa kokusunu hızla kaybeder. En fazla bir sene saklanabilir.   


Gaz söktürücü ve öksürüğü yatıştırıcı olarak çok faydalıdır. Bu özelliği nedeniyle bebeklere öksürük ve gaz sıkıntılarında anason çayı içirilir. İdrarı artır, kusmaları ve ishali keser. Kadınların aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Sinirleri yatıştırır, uyku verir, migrene iyi gelir. Tatlılarda çeşni olarak kullanılır. Kedi köpek mamalarına tat vermek için katılır. Anne sütünü artırır, kan dolaşımını düzenler ve kalbi kuvvetlendirir. Seks ve cinsel istekleri arttırır. Genç kızların göğüslerinin dolgun ve dik olmasını sağlar. Herşeyde olduğu gibi fazla miktarda kullanıldığı zaman uyuşukluk verir.     

Amma ve lakin esas Türk milli içkisine, Rakıya tadını ve kokusunu verir. Rakı gibi alkollü içkilere katılır. Anasonun kendine özgü kokusu ve tatlımsı tadı, anethol denilen yağdan gelir. Anethol alkolde çözünür, ama su oranı arttıkça çökelir. Bu nedenle anasonlu içkiler suyla karıştırıldığında beyaz olur.

1899-1968 yılları arasında yaşayan ve yerel konuları kübist bir yaklaşımla işleyen ünlü Türk ressamı ...

Cemal Sait Tollu, (1899-1968).
Türk ressam.
Kübist bir anlayışla Anadolu’ya özgü konuları işleyen 1930 kuşağı Türk Ressamı. D grubunu kuran sanatçılardan birisidir.

İstanbul’da 19 Nisan 1899 tarihinde dünyaya geldi. Kalabalık bir ailenin çocuğu olan ressamın çocukluk yılları babasının işleri nedeniyle Diyarbakır ve Şam'da geçti. 1919 yılında İstanbul’da Sanayi-i Nefise Mektebine başladı ve o yıllarda İstanbul'un işgali nedeniyle bıraktı ve Ankara' da askeriyeye katıldı. Konya süvari alayında, süvari teğmen olarak 1923 yılına kadar orduda kaldı. 

Kurtuluş Savaşından sonra resim öğretmenliği yaptı. Daha Münih ve Paris'e gitti. 1931 yılında Avrupa’da ünlü ressam ve sanatçıların yanında çalıştı. Paris'ten dönüşünde Erzincan Askeri Ortaokulunda öğretmenliğe devam etti. İlk sergisini 1932 yılında Elazığ'da açtı. 
1933 yılında Nurullah Berk, Zeki Faik İzer, Elif Naci, Abidin Dino ve Zühtü Müridoğlu ile bir araya gelerek D Grubu sanatçı topluluğunu kurdular. Cemal Tollu, grubun bütün yurtiçi ve yurtdışı sergilerine katıldı. 1935 yılında Anadolu Medeniyetleri Müzesinde yöneticilik, 1937 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde göreve başladı ve 1964 yılında emekli oldu. Cemal Tollu, 26 Temmuz 1968 tarihinde İstanbul’da hayatını yitirdi.

Eserleri: 
Alfabe okuyan Köylüler, Antalya’da Ağaçlı Bir Köşe, 
Bir Öğretmenin Portresi, 
Çanakkale Savaşı,  Çoban ve Tiftik Keçileri, 
Eti Fırtına Tanrısı ,  
Gri Gökyüzü, 
Harman, Hatay’da Portakal Bahçesi,  
Ilgın Ağacı, 
İki Ağaç,  
Kedili Çıplak, Kırmızı Elbiesli Çingene, Kır Kahvesi, Kışa Girerken,  
Koza Hanı, Koza Satan köylüler, Köylüler ve Koyunlar,
Manisa’nın Kurtuluşu, Manisa Yangını, Mevleviler,
Natürmortlu Bodrum, 
Oturan Çıplak,  
Pamuk Toplayanlar, Pancar Tarlası,  Pastırmacılar,  
Saçı Örgülü Kadın, Savarona,  Siyah Elbiesli Kadın,  
Tarlalar, Tepedeki Kasaba,  Tımar, Toprak Ana,   
Ürgüp’te Bağ Bozumu, 

12 Aralık 2014 Cuma

Birçok organik maddeyi eritmekte kullanılan, eter kokusunda bir sıvı ...

Aseton,
(Fr. acétone,  İng. acetone).

CH3COCH3.  
Birçok organik maddeyi eritmekte kullanılan, eter kokusunda bir sıvı.
Renksiz, karakteristik keskin kokulu, histolojide tespit ve dehidrasyonda kullanılan organik bir çözücü. 


Kadınların tırnaklarındaki ojeyi çıkarmak için kullandığı hoş kokulu, yanıcı bir sıvı.
Birçok organik maddeyi eritmekte kullanılan uçucu, kolayca alev alan, eter kokusunda bir sıvı olup uyuşturucu sulfonal grubu ilaçların üretiminde kullanılan bir maddedir.
Çözücü olarak kullanılan, hoş kokulu, renksiz, yanıcı, uçucu alifatik (düz zincirli) bir keton. 
Yoğunluğu: 0.972 g /cm³, 
Kaynama noktası: 57°C.
Dağlama ve parlatma işlemlerinde temizleyici çözen olarak kullanılır.

Gögüs kafesini oluşturan eğri kemiklerden her biri ...

Eğe,
Kaburga,
Kosta, Costae (Kaburgalar)
Osmanlıca, dıh.
Kaburga kemiği,
Gögüs kafesini oluşturan eğri kemiklerden her biri.
Latince costa,  İng. rib, Alm. rippen, Frn.câte.

Göğüs kafesini oluşturan, arkadan omurgaya, önden de göğüs kemiğine eklenen uzun, yassı ve eğri kemiklerden her birine verilen ad.
Göğüs kafesini oluşturan, arkadan omurgaya, önden de göğüs kemiğine eklenen uzun, yassı ve eğri kemiklerden her birine, kaburga denir. Göğüs kafesini oluştururlar ve sağlı sollu 12 çifttir. Göğüs kemikleri toplam 25 adettir.
Göğüs kafesi, karın boşluğundan bir diyafram aracılığıyla ayrılır.


Kemiklerden oluşan, eklemlerle bağlanan güçlü destek yapıya iskelet denir. Yetişkin bir insanda büyüklük ve şekil bakımından farklı olan uzun kemikler,  kısa kemikler ve yassı kemiklerden oluşan 206 kemikli iskelet meydana gelir. Uzun kemikler kol ve bacaklarda, kısa kemikler omurga, el ve ayaklarda, yassı kemikler kafatası ve göğüs kafesinde bulunur. Boyun ile karın arasında yer alan bedenin üst bölümü gögüs kafesini oluşturur. İskeletimiz Kafatası, Omurga, Gögüs kafesi, Kollar ve bacaklardan oluşan dört bölümdür. Omur denilen  33 kısa kemiğin birbirleri üzerinde dizilmesiyle omurgayı oluşmuştur.  Kaburga kemikleri ile göğüs kemikleri göğüs kafesini oluşturur. Akciğerleri ve kalbi koruyan gögüs kafesi nefes alıp vermemize yardımcı olur. Beynimizi koruyan ise kafatasıdır.


Eğe kelimesinin diğer anlamları;
Maden, tahta ve benzeri malzemelerin pürüzlerini düzeltmek, yontmak, perdahlamak için kullanılan, üzeri pürtüklü, sert, ensiz, çelik araç.
Çakı, bıçak vb. eşyaların ağızlarını keskinletmek için kullanılan bir araç.
Kağnıda kanatları bağlayan tahtalar. (Aksaray -Niğde yöresinde) 

Motor ve kayık içinde bulunan bölme tahtaları.
Kayığın iç iskeletini oluşturan ağaçlar.  

Kuka ipliğinden boncuk ve pul ile örülen oya.
Kazanda pişirilmiş kaburga yemeği. 
Göğüs kafesini oluşturan kemik, 
Kısmet, nasip, pay.  

10 Aralık 2014 Çarşamba

Gerçek güzellik ...

Tokalon,
To Kalon.
Gerçek güzellik.
To Kalon sözcüğü,  Yunanca güzellik anlamına gelir. 
Gerçekten nedir güzellik?  Yunanlı filozof da sormuş aynı şekilde Grekçe, 'ti esti to Kalon' ? Halbuki görelim ve gördükçe güzele yaklaşalım diye güzeli yarattı Yaradan. Güzellik varlıklarda ve olaylarda değil, onlara yansıyan idealar alemindedir. Ünlü Halk Şairimiz Aşık Veysel Şatıroğlunun dediği gibi; Güzelliğin on par'e etmez. Bu bendeki aşk olmasa.



Güzellik,  (Fr. beauté ),
Görme ve işitme duyuları aracılığıyla, hoşumuza giden ve bizde hayranlık duygusu uyandıran biçim ve ölçülerin oluşturduğu uyumlu bütün.
Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran.
Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde  anlamındadır.

Grekçe olan to kalon sözcüğü, güzellik gerçek güzellik, anlamında kullanılmıştır. Türkçede güzel sözcüğünün kullanımına benzer, iyi, hoş gibi manalar verilmiştir. Eskinin meşhur güzellik kremi, Tokalon markası. Günümüze kadar gelmiştir. 

Güzellik kavramına duyusal açıdan bakıldığında, mutlak ve öz olarak düşünceler özleminde, Tanrı katındadır. O güzellik her zaman ve her yerde geçerli olan mutlak güzelliklerdir. Zaman ve mekan dışındadır.
Estetik, Sanat felsefesi ya da güzellik felsefesidir. Dolayısıyla estetiğin en temel kavram, güzelliktir. Güzellik, çağdan çağa, toplumdan topluma ve insandan insana, hattâ insanın yaşına, mesleğine, içinde bulunduğu sosyal ve psikolojik duruma göre değişen bir değerdir. Zaten insan gerçek bir dünyada kendi koyduğu, yaygın kabul gören değerleriyle yaşar.  
Estetiğin temel kavramı güzelliktir ve amaca bağlı değildir.  Duyusal faaliyetlerimizin güzelle ilgili kısmını inceleyen sanat veya güzellik felsefesine estetik denir. 

Translate